Cadı SeyahatteElegans Travel

Picasso’ya selam: MALAGA Büyülü Endülüs 1

Picasso’ya selam: MALAGA Büyülü Endülüs 1

Baktım bahar geliyor, içimiz kıpır kıpır o zaman vakit, gezme, yeme, eğlenme, hayattan keyif alma vaktidir deyip, bu kıstaslara en güzel uyan Endülüs’e özel bir VIP seyahat organize ettim. Noel’de Alzas Başkadır temalı seyahatimde tanıştığım birbirinden şahane insanlarla düştük yollara. 900 km yol kattettik, hiç yoksa 50 km yürüdük, nefis yemekler yedik, zambrayla hüzünlendik, flamenkoyla coştuk, muhteşem binaları gezip, endülüs mutfağının hakkını verdik. Kimi zaman şaşırdık, kimi zaman güldük, kimi zaman hayran kaldık, kimi zaman kızdık hatta bir ara çok üşüdük ama çok eğlendik. İşte bu 4 bölümlük arkası yarın kıvamındaki Elegans Cadısıyla Büyülü Endülüs yazım tüm bu hikayelerimizi kapsıyor. İlk durağımızsa Picasso’nun doğum yeri Malaga.

Endülüs bölgesi, İspanya’nın diğer 17 özerk bölgesinden bir tanesi. İçinde, Malaga, Granada, Cordoba, Sevilla, Jaen, Huelva ve Almeria eyaletlerini barındırıyor. Endülüs’ü gezmek için benim tercih ettiğim yol, Malaga, Granada, Cordoba, Sevilla ve Ronda oldu. Bunun esasında önemli bir nedeni var. Seyahatin başında canlı ve dinç olan grubu zordan kolaya gezdirmek en mantıklısı. Zira, bu destinasyonlar içinde, en yorucusu Granada ardından Cordoba. Hal böyle olunca, sıralamayı bu şekilde yapmak, seyyahların mutluluğu için gerekli.

Turumuzun etaplarını anlatmadan önce, biraz bölgenin tarihinden bahsetmek istiyorum ki anlatacaklarım anlam kazansın.

İber yarımadası ismini, Kuzey Afrika’dan gelen İberlilere borçlu. Ardından, Yunanlılar ve Fenikeliler istila ediyor. Kartacalılarsa kurdukları güçlü Kartaca şehriyle denizciliği ele geçiriyorlar. Aynı dönemde, Roma İmparatorluğu, bu toprakları fethediyor ve Jül Sezar Roma İmparatorluğunun kolonisi olarak atadığı bölgeye Hisperia ismini veriyor. (Günümüzde özellikle Amerika’da kullanılan Hispanik sözcüğü buradan geliyor). Roma İmparatorluğunun zayıflama döneminde bu sefer Vandallar, bölgeyi istila ederek, bölgenin nihai ismini veriyorlar: Vandulicia (ki zaman içinde bu Andulisia olarak katiyet kazanıyor) ama istilalar tabii ki bitmiyor. Kuzey Avrupa’dan gelen Vizigotlardan hemen sonra bu sefer de Bizanslılar tarafından kuşatılan Endülüs’ün tarihi dönüm noktası 711. Çünkü, zayıflayan Arap Endülüs Devletinden kaçan Arap ve Berberiler, Cebilatarığı aşarak bölgeye yerleşiyorlar. Bu arada Şarlman da Kuzey İspanya’yı fethediyor. Endülüs halifesi Abdülrahman 756 yılında Cordoba’da ilk bağımsız Endülüs Emevi Devletini kuruyor. Böylece Iber yarımadası, kuzeyde hristiyanlar güneyde müslümanlar olmak üzere resmen ikiye ayrılıyor. Cordoba’dan sonra, Seville, Almeria ve Granada’da küçük devletler kuruluyor ve gittikçe güçleniyorlar. İslamiyet, bölgede özellikle mimari, entellektüel ve politik izler bırakmaya başlıyor. Özellikle bölgede yaşayan Yahudilere ve Hristiyanlara dini ve sosyal özgürlük veren Endülüs Emevi Devleti,  arapların kendi aralarında yaşadıkları geçimsizlik, sefahate düşkünlük nedeniyle acı gerçekle son buluyor. Önce Cordoba, ardından Sevilla ve son olarak 1492’de Granada halifelikleri düşerek, tarihin tozlu sayfalarına katılıyor. Tarih dersi şimdilik! bu kadar:))

SPAIN - Andalusia map (1)

Gelelim turumuza. 5 gece 6 gün olarak planladığım Endülüs seyahatimizde ilk durağımız Malaga oldu. Bayrağı da farklı olan Endülüs’ün belki de giriş kapısı olan Malaga, Pablo Picasso’nun doğum yeri ve aynı isimli Malaga eyaletinin başkenti.  Costa Del Sol’de yer alan ve 2000’li yıllara kadar, İspanya’nın en çirkin şehri ünvanını elinde tutan şehirde, İspanyol hükümetinin kalkınma projesi kapsamında,  havaalanı yenilenmiş, gemiler için mükemmel bir liman yapılmış, müzeler inşaa edilmiş ve 2015’de 14,500,000 turistle, Amerika ve Fransa’dan sonra en çok turist çeken nokta olmuş.

640px-Flag_of_Andalusia

570,000 nüfuslu şehir açıkçası yoğun yapılaşması nedeniyle benim favorim olmadı. Şehirde aldığımız öğle yemeğinden hemen sonra, yarım günlük şehir turumuza başladık. Palmiyelerle süslenmiş nefis sahil yolunun hemen ortasında yer alan liman, her boydan kruvazyer gemisine ev sahipliği yapacak nitelikte. Şehrin eski kısmına tahmin edebileceğiniz şekilde arabayla girmek imkansız. Küçük bir tavsiye: eğer yürümeyi sevmiyorsanız, tarihi binalar, mimari sizi ilgilendirmiyorsa, Endülüs turu yapmayın sıkılabilirsiniz.

Sokaklar o kadar daracık ki, köşeyi döndüğünüzde o iki sokağın arasından nefis bir binanın sizi selamlayacağını tahmin bile edemezsiniz.

IMG_5869

Örneğin Malagalıların La Manquita (çolak) diye adlandırdıkları şehir katedrali. Parasızlıktan 1 kulesi bitirilmediğinden çolak lakabını almış olan kilise, Endülüs’de sıkça karşımıza çıkan caminin üstüne yapılmış bir kilise. Ancak Endülüslüler, camiileri yıkmayıp, minarelerini kaplayarak çan kulesi yapmayı tercih etmişler. Bina, Rönensans akımının Endülüs topraklarındaki güzel bir temsilcisi.

IMG_5868

Malaga’da bir başka görülmesi gereken bina tabii ki Picasso Müzesi. Özellikle sanatseverlerin kaçırmaması gereken 17. yy’dan kalan bir saray olan bu bina, şehrin tam ortasında yer alıyor. Picasso’nun en önemli eserlerinin sergilendiği müzenin içinde resim çekmek yasak.

IMG_5871

Emeviler tarafından 11. ve 14. yy arasında inşaa edilmiş Alcazaba hem kale hem de kraliyet sarayı. Sarayın hemen ayakları altında bir roma tiyatrosu yer almakta. İçinde arkeolojik bir müzenin de yer aldığı Alcazaba’nın hemen bitişiğinde Gibralfaro Kalesi yer alıyor.

IMG_5867

Picasso’nun doğduğu ev de görülecek yerler listesinde. Sanatçının hayatının kesitlerin sunulduğu binayı biz maalesef vakit darlığı nedeniyle gezemedik. (Çünkü kısıtlı zaman hakkımızı, son dakikada yaptığım referandumla, Picasso Müzesinden yana kullandık)

Picasso

Madem sanat dedik o zaman Fransa’nın, ülke toprakları haricinde ilk açtığı Pampidou Sanat Merkezi, Thyssen Resim Müzesi,  CAC Malaga Modern Sanatlar Müzesi ve Kristal Müzesini de unutmamak gerekiyor.

Öğle yemeğimizden de biraz bahsedeyim. Endülüs mutfağının ana yemeği tapas. Tüm restaurantlar, bu konsept üzerine kurulu ve öğlen saat 2’den önce yemek yiyen yok. Biz yemeğimizi şehrin kaliteli restaurantlarından aynı zaman çok geniş bir şarap kavına sahip olan Patio de Beates’de aldık.

IMG_5893

Malaga, Picassoyla olduğu kadar şarabıyla da ünlü. Tattığımız tapaslar arasında, kremalı keçi peyniri, kızarmış balık köftesi, mini kalamar, yöresel peynirler, kızarmış ançuez gerçekten son derece lezizdi.

IMG_5891

Malaga için bence 24 saat yeterli. Ancak akşam Costa Del Sol kıyısında keyif yapmak isterseniz, bir gece geçirmek gerekiyor. Müzeleri, film festivali, belle epoque dönemi binaları, muhteşem kıyısı ve sıcak insanlarıyla, Malaga Büyülü Endülüs’e merhaba demek için ideal.

Bir sonraki yazım, otobüsle yaklaşık 2 saat mesafede yer alan Granada ve tabii ki dünyaca ünlü Alhambra…..

 

2054 defa okundu.

Comments (0)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir