Cadı Seyahatte

Yunanistan’ın Üç Yıldızı : Selanik, Kavala, Alexandroupoli

Yunanistan’ın Üç Yıldızı : Selanik, Kavala, Alexandroupoli

Yunanistan, ister yaz, ister kış ayları için olsun, Türklerin ikinci adresi oldu. Hem yakınlığı, hem makul fiyatları hem de Yunanlıların o vur patlasın çal oynasın mizacıyla, başta Selanik olmak üzere, Alexandroupoli nam-ı diğer Dedeağaç ve Kavala‘nın, karayoluyla  mükemmel bir Yunanistan turu isteyenlerin seyahat rotalarında yer alması hiç de şaşırtıcı değil.

Mayıs 2017’de özel bir grup için düzenlediğim Edirne & Yunanistan gezimizde, işte bu 3 destinasyonu 4 günde keyfince gezdik. Tarih kokan sokaklarında dolaşıp, nefis yemeklerini tattık, gündüzleri bol bol alışveriş, geceleriyse Yunan müziği eşliğinde taverna keyfi yaptık.

Seyahatimizin ilk durağı Edirne olmasına rağmen, belirli büyüklükteki otobüslerin Edirne Pazarkule gümrük kapısından geçişlerinde sorun olması nedeni ile, İpsala sınır kapısından çıkış yaptık.  İstanbul İpsala sınır kapısı yaklaşık 255 km. Arabayla 4 saat saymak gerekiyor ama yine de trafiğe güven olmaz. Avrupa Birliği üyesi olan Yunanistan’a giriş için Schengen vizesi gerekmekte. Burada bir uyarıda bulunayım, eğer pasaportunuzda Yunanistan vizesi varsa yani Schengen vizesini Yunanistan konsolosluğundan almışsanız sorun yok, ancak başka bir ülkeden alıp, ilk girişiniz Yunanistan olursa o zaman sorun yaşayabilirsiniz. Özellikle son zamanlarda Almanya bir çok kişiyi bu nedenle kapıdan çevirdi, aklınızda bulunsun.

kavala giris

KAVALA’YA GİRERKEN…

Ben programı, gidişte Kavala, dönüşte Dedeağaç’ta duraklama şeklinde olmak üzere, Selanik’te 3 gece konaklamalı planladım. Eğer planlarınızda denize girmek varsa, o zaman Dedeağaç’ta 2 gün konaklama yapmanızı tavsiye ederim. Sınır kapısı işlemleri sonrası Yunanistan gezilecek yerler listemizin ilk durağı, hepimizin tarihten aşina olduğu Kavalalı Mehmet Ali Paşanın doğum yeri Kavala oldu. Sabahın erken saatlerinden bu yana yolda olmamız nedeniyle, şehir turumuzu yapmadan önce, güzel bir öğle yemeği yemek için, yerel halkın tercih ettiği, şehrin girişinde minik bir koyda yer alan Taverna Savvas’a geçtik. Tüm masaları istisnasız yerel halka dolu olan restaurant, Türklerin de çok sevdiği mekanlar arasında. Çalışanların arasında Türkiye’den gitme Rum İrfan’ında olduğu Savvas gerçekten Yunan yemeklerini tatmak için ideal. Hem denize 0 hem de fiyat değer performansı olarak mükemmel. Restaurant hakkında detaylı bilgi için Gurme Cadı’da yer alan Selanik, Kavala ve Alexandroupolis Yeme İçme Rehberi başlıklı yazıma göz atabilirsiniz.

kavala taverna savvas

SAVVAS TAVERNA

Yunanistan’ın sevdiğim yönlerinden bir tanesi, insanların hırsı yok. Sohbet esnasında konuştuğum bir çok Yunanlı dostum, bana bu dünyaya bir defa geldiklerini ve ömürlerini, gelecek kaygısı, iş, güç, aile, çocuk vb için düşünüp tüketmediklerini, hayatın tadını çıkartmaya çalıştıklarını söylediler. Gerçekten de dünyanın diğer ülkelerinde göreceğiniz o mal, mülk sevdası özellikle Makedon Yunanistan’a uğramamış. Kimilerince boş vermişlik diye nitelendirilen bu durum, esasında arka planda, yoz bir açgözlülüğe kurban gitmemiş sahilleri, pırıl pırıl denizi, mantıklı fiyatları, neşeli ve sıcak insanlarıyla Yunanistan’ı bir tatil cenneti yapıyor. O yüzden kimse kızmasın, adamlar yan gelip yatıyor ama turizmden nasıl para kazanıyor diye! Belki de sadece oldukları gibi olmayı başarıyorlar, sahillerini beton yığınına çevirmeden, şehir restaurantların birebir aynısını yazlık bölgelere açmadan, müşterilere yolunacak kaz gözüyle bakmadan, misafirlerini memnun edince mutlu olduklarındandır belki de!!!!

kavala sehri

KAVALA

Savvas’taki mükemmel öğle yemeğimizden sonra, sıra, Kavala şehir turuna geldi. Şehir turu deyince aklınıza öyle otobüsle yapılan panoramik tur falan gelmesin. Şehir çok küçük. Topu topu 80,000 nüfusa sahip Kavala 1387’den 1912’ye kadar Osmanlı İmparatorluğunun sancağı olmuş. Kanuni Sultan Süleyman’ın veziri İbrahim Paşa’nın yaptırdığı su kemeri sayesinde refaha kavuşan şehir, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa ile ünlü. Panagia yani eski şehir Kavala’nın en görülesi yeri.

kavala panagia

PANAGIA

Cumbalı evli dar sokaklarından yaklaşık 10 dakikalık bir yürüyüşle çıkılan tepenin üstünde yer alan karşımıza çıkan konak, valinin doğduğu yer. Daracık sokaklar dediğime bakmayın, bu sokakta, İmaret isimli muhteşem bir otel var. Kavala’ya gidip de bu otelde manzaraya karşı bir şeyler içmeden Kavala’yı gördüm sayılmaz

imaret hotel kavala

MEHMET ALİ PAŞANIN İMARETHANESİ OTEL

Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Osmanlı adına Mısır Valisi de olsa, daima kendi çıkarları için Osmanlı’yı sırtından bıçaklamış. Sultan 2. Mahmud’un baş belası, üstün askeri bilgisi, rüşvete olan düşkünlüğüyle, Osmanlı’ya bağlı görünüp, Sudan, Mısır, Filistin, Lübnan ve Suriye’nin gerçek hükümdarı olarak kendini kabul ettirmiş ve bu topraklar 150 yıl boyunca kendi hanedanı tarafından yönetilmiş.

kavalali mehmet ali pasa

KAVALALI MEHMET ALİ PAŞA HEYKELİ

Paşanın konağı restore edilmiş ve ziyarete açık. Ancak bizim gittiğimiz saatlerde nedendir bilinmez kapalı olduğu için ancak dışardan görebildik konağı.

kavalali mehmet ali pasa konagi

MEHMET ALİ PAŞA KONAĞI

Paşayla vedalaştıktan sonra, hemen yanında yer alan kiliseye geçtik.

hazreti meryem kilisesi

HZ MERYEM KİLİSESİ

Hz. Meryem anısına yapılmış olan kilisenin bahçesindeki ağaçların altında minik bir mola sonrası, şehrin en yüksek mevkiinde bulunan ve stratejik konumuyla Osmanlı Donanmasına üs görevi gören Kavala Kalesine tırmanmayı gözümüz yemeyince, rotayı tam karşıda yer alan İbrik Cafe’ye çevirdik. (Burada bir parantez açayım, tur programlarımın tümünü, grubun yapısı ve istekleri doğrultusunda hazırlarım). Son derece şirin döşenmiş bu cafede manzaraya karşı bol köpüklü Grek ! kahvelerimizi yudumlayıp, dönüş yoluna geçtik.

yunan kahvesi

GREK KAHVE !!!

Kavala Selanik arası yaklaşık 150 km ve ortalama 2 saatte Selanik’e vardık. Gittiğimiz tarihlerde, Turizm Fuarının olması nedeniyle, tüm oteller dolu olduğu için, favori mekanlarım olan City Hotel’de yer bulamadığımdan, rezervasyonu maalesef hiç de sevmediğim Capsis Hotel’de yaptırdım. Capsis Hotel şehre yürüyüşle 10 dk mesafede. Esasında güzel bir otel ama Elegans Travel olarak daima gerçek 4 ve 4,5 yıldız otellerde konaklamayı tercih ettiğimden, bu otel benim beklentilerimi kesinlikle karşılamadı. Bir defa çok büyük, genelde günübirlik turist geliyor, çok fazla Türk var. Selanik’in ruhundan uzak. Selanik’e gideceklere tavsiye edeceğim City Hotel, Aristo meydanınına 50 mt mesafede ve mükemmel. Bir diğer otelse, yılbaşında kaldığım Monogram . En küçüğü 27 metrekare odalarıyla sahile 400 metre, Ladadika’ya (Selanik’in tavernalar bölgesi) yürüyüşle 3 dk. Tabii 5* Electra Palace tam Aristo Meydanında ve şahane. Özellikle roofunda Orizontes restaurant ve barı kesinlikle denemenizi öneririm.

Selanik’e varışımız ve otele yerleşme sonrası, yediğimiz inanılmaz öğle yemeğinden dolayı acıkmadığımızdan Selanik’te ufak bir gece yürüşüyle ilk günümüzü sonlandırdık.

selanik saint gregory ortodoks kilisesi

ST. GREGORY ORTODOKS KİLİSESİ

selanik ayasofya kilisesi

AYA SOFYA KİLİSESİ

İkinci günümüz, erken bir sabah kahvaltısı sonrasında şehir turuyla başladı. İsmini Büyük İskenderin kızkardeşi Thessalonike’den alan Selanik, MÖ 315 yılında kurulmuş. 1430 yılında Bizans’tan Osmanlıya geçen şehre 2. Murad 1000 kadar Türk yerleştirmiş, 1492 yılında da Endülüs’ten kovulan yahudileri sığınmacı olarak Selanik’e kabul etmiş. Nüfusun önemli bir bölümünü oluşturan Yahudiler, Osmanlı döneminde, ticaret, sanat ve tıp alanında beraberinde getirdikleri birikimlerini Osmanlı lehine kullanmış ve şehrin gelişmesinde önemli pay sahibi olmuşlar. Selanik aynı zamanda, bugün hala tartışma programlarının favori konusu olan Sabetay Sevi’nin de Sabetaycılık hareketinin merkez üssü. 1839 yılında Tanzimat Fermanıyla şehir bir kültür ve eğitim merkezi haline gelmiş. Selanik Askeri Rüştiyesi ve Askeri İdadisine ev sahipliği yapan Selanik, İstanbul’dan çok önce 1907 yılında tramvaya kavuşmuş. İttihat ve Terakki Cemiyetinin merkezi ve Jöntürk hareketinin gelişmesinde rol oynayan şehir, 1912 Balkan Savaşında Yunanlılara bırakılmış. 1924 mübadelesindeyse 20,000 Türk ve 160,000 rum yer değiştirmiş. 2. Dünya Savaşına kadar ciddi bir Yahudi nüfusa sahip olan şehirden 50,000 yahudi, toplama kamplarına götürülmek suretiyle, Yahudi cemaati yok olmuş.

selanik sahili

SELANİK SAHİL KORDON BOYU

Selanik gezilecek yerler sıralamasında tabii ki ilk durağımız Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün doğduğu Selanik Atatürk Evi oldu.

selanik ataturk evi

ATATÜRK EVİ

Türkiye Cumhuriyeti Konsolosluğunun da yer aldığı bina, aslına uygun restore edilmiş 2005 yılında ziyaret ettiğimde içi Ulu Önderimizin eşyalarıyla doluyken, maalesef tabir-i caizse talan edilmiş ve içi boşaltılmış. Nedenini sorduğumuzda, eşyaların Türkiye’de bir! müzede sergilenmek için alındığı gibi saçma sapan bir cevapla karşılaştık. Bu kadar saçma (bence kötü niyetli) davranışları aklım almıyor. Atamızın eşyalarını sergilemek için doğduğu evden daha iyi bir yer olabilir mi Allahaşkına?!!!!!

mustafa kemal ataturk

ULU ÖNDERİMİZ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
SEVGİ, SAYGI VE ŞÜKRANLARIMLA….

Her seferinde gittiğimde gözyaşlarımı tutamadığım bu müzeden sonraki durağımız, Selanik’in en önemli kilisesi olarak nitelendirilen, Aya Dimitri Kilisesi oldu.

aya dimitri kilisesi

AYA DİMİTRİ KİLİSESİ

Rivayete göre, Selanik şehrinin koruyucusu Aziz Dimitri, esasında çok başarılı bir general ancak çok tanrılı dinden gizlice hıristiyanlığa geçer. Bunu duyan, Roma imparatoru, generalini zindana atar ve öldürür. Kemikleri bulunur, toprağa gömülür ancak bu topraktan çıkan su, şifalı gelmeye başlar. Bunun üzerine, hıristiyanlar Dimitri’yi şehrin koruyucu azizi olarak kutsarlar. Bugün hala kilisenin içinde o şifalı suyun aktığı minik bir çeşme ile, Dimitrinin kemiklerinin olduğu ufak bir şapel var.

selanik aya dimitri kilisesi

AYA DİMİTRİ KİLİSESİ

Osmanlı döneminde camii’ye çevrilen kilisenin içinde, hıristiyanlara saygı olarak bir bölüm kilise olarak bırakılmış, 1912’de şehrin Osmanlı yönetiminden çıkması sonrası, mimber olarak Osmanlılarca kullanılan kısım da, Yunanlılar tarafından korunmuş. Ancak günümüzde tabii ki kilise olarak faaliyetini sürdürmekte. Yer altında ise, bir zamanlar Aya Dimitri’ye zindan vazifesi gören roma ve osmanlı hamamlarının yer aldığı bölüm var.

Bir sonraki durağımız, Trigonio Kulesi oldu. Şehrin tepesinde konumlanmış olan kaleye, zamanında müslüman ve yahudi mezarlıklarının yer aldığı (bugün araba yolu) bölgeden kıvrılarak otobüsle tırmandık. Getto (italyanca atılmış) olarak adlandırılan Yahudi mahallesinden bugün geriye bir kaç evden başka bir şey kalmamış. Bizanslılar tarafından yapılmış ve Osmanlılarca onarılıp, genişletilen kalenin surları, zamanında deniz kenarına kadar inerek sahilden devam eder ve denizle kara arasında devasa bir duvar şeklinde şehri çevrelermiş. Ancak şehrin çöpünün yukarıdan aşağı atılması sonucunda, tüm çöpler, denize dökülemediğinden, surları dibinde yüzyıllarca birikerek devasa ikinci duvar oluşturmuş. Salgın hastalıkların en büyük sebebi olan bu çöpleri, Osmanlı, deniz kenarındaki surları yıktırarak temizlemiş ve şehri Avrupa’yı kasıp kavuran salgın hastalık illetinden bir nebze olsa da korumuş.

selanik kalesi

TRIGONIO KULESİ

Selanik’te bir başka görülmesi gereken yer La Rotonda. Roma döneminde Tanrı Janus için yapılmış olan bu yuvarlak ibadethane, hıristiyanlar tarafından önce kilise, ardından Osmanlılarca camii olarak kullanılmış. Binanın zarar görmemesi açısından, ayda 1 pazar ayin yapılmasına izin var ve gelenler, iskemlelerini kendileri getirmek zorunda.

selanik la rotonda

LA ROTONDA

Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan bu binayı tam arkanıza aldığınızda yaklaşık 3 km’lik denize doğru bir alanda, Roma imparatorlarının sarayı varmış. Bugün sadece Galerius kemerinin ve bazı kalıntıların olduğu bu cadde, özenle korunmuş ve hala arkeolojik kazılar devam etmekte. Özellikle akşam ışıklandırılmış hali kesinlikle görülmeye değer.

selanik galerius kemeri

GALERIUS KEMERI

Klasik Selanik turu esnasında bir başka ziyaret edilecek yer tabii ki, deniz kıyısında yer alan Beyaz Kule. Esasında bir zindan olan kule, Osmanlılar tarafından yaptırılmış. Büyük Yeniçeri isyanında, yeniçerilerin kellerinin kesilip, burçlardan atılmasıyla kana boyanmış ve Kızıl Kale olarak tarihe geçmiş. 1912 yılında Osmanlıların şehri terk etmesiyle, beyaza boyanmış ve papazlar tarafından Beyaz Kule olarak vaftiz ve takdis edilmiş. Kuleye son derece rahat basamaklarla çıkıp, tepesinden şehrin nefis manzarasını çekebilirsiniz.

selanik beyaz kule

BEYAZ KULE

Beyaz Kule’nin biraz ilerisinde, tarihin en önemli komutanlarından Makedonyalı Büyük İskender‘in devasa anıtı göze çarpıyor.

selanik buyuk iskender heykeli

MAKENDONYALI BÜYÜK İSKENDER

Bu anıtı arkanızda bırakarak, 5 dk’lık bir yürüyüşle, ünlü heykeltraş Zongolopoulos’un 1997’de yaptığı Umbrellas isimli şemsiyelerden oluşan heykellerini görebilirsiniz.

selanik semsiyeler

UMBRELLAS

Beyaz Kule’nin yer aldığı sahil, yürüyüş ve bisiklet yolları, deniz manzaralı restaurantları, barları ile her daim cıvıl cıvıl. Sahilin tam sonunda, Ege denizinin en büyük limanı yer almakta. Selanik, ilk görüşte İzmir’in kopyası gibi dursa da, maalesef bir kaç saatin sonunda bu benzerliğin sadece sahil nedeniyle olduğunu anlıyoruz. Çünkü, sadece Ege Denizinin ayırdığı bu iki şehir arasındaki kültürel farklar fersah fersah derin.

selanik kordon boyu

Yunanistan, bir tarih ve sanat cenneti. Selanik demek Helen, Roma, Bizans, Osmanlı, Yahudi ve Yunan demek. Hepsi kendinden bir parça bırakmış ancak 1917 yılında yaşanan büyük yangın sonrası, şehir harap olmuş. Üstüne bir de 2. dünya savaşı ile, şehir gerçekten köhneleşmiş. Bu durumu gören Yunanistan hükümeti şehre, ülkenin en önemli üniversitelerinden birini Aristo Üniversitesini kurarak nüfusu gençleştirmiş. Keza büyük bir mozaik kültüre sahip olan şehrin mutfağını desteklemiş, Selanik’in ülkenin en önemli gastronomi merkezlerinden biri olmasını sağlamış dolayısıyla Selanik bir yeme içme cenneti. Şehirde, sayısız restaurant, cafe, bar ve gece kulübü var. Fiyatları son derece normal. Türkiye’de 1 kadeh şaraba ortalama 30 tl verirken, Selanik’te bu fiyat 10 tl civarı. Lebalep deniz mahsulleriyle dolu bir tabağa Selanik’te en fazla 30 lirayken, güzide sahil beldelerimizde aynı tabağın yarı porsiyonu 150 tl’ye satılınca,  Türklerin akın akın Selanik’e gitme nedeni de kendiliğinden ortaya çıkıyor!

Selanik turumumuzun son ayağında, istikametimiz Bizans Tarihi Müzesi oldu. Ne acıdır ki, bir zamanlar dünyanın merkezi Konstantinopolis yani İstanbul’da sadece Bizans’a ait bir müze yokken, Selanik şehri şahane bir yapının içinde, mükemmel bir mizansenle elindeki eserleri sergiliyor. Eğer Bizans döneminden hoşlanıyorsanız, bu müzeyi gezmenizi ve ardından, müzenin içinde yer alan ve Selanik’in en önemli restaurant ve barlarından, B restaurant & cafe’de soluklanmanızı tavsiye ederim.

selanik bizans muzesi

BİZANS MÜZESİ

Selanik, aynı zamanda bir alışveriş cenneti. Fiyatlar diğer Avrupa ülkelerine oranla neredeyse %40 daha ucuz. Tsimiski, Egnetia, trafiğe kapalı Agias Sofias, yerel butiklerin olduğu Mitropoleos  ve lüks butiklerin yer aldığı Proxenou Koromila caddeleri birer alışveriş cenneti. Yerel mağazalar Pazartesi, Çarşamba, Cumartesi günleri 09-15 arası, Salı, Çarşamba ve Cuma günleri 09-15 ve 17:30-21 arası açık. Uluslararası markalar ise, Pazartesi – Cuma 09:00-21:00, Cumartesi günleriyse saat 22:00’ye kadar açık.

Selanik’in en hareketli kısımlarından bir tanesi Ladadika yani tavernalar mahallesi. Burada tipik yunan lezzetlerini tadabileceğiniz sayısız restaurant ve grek müzikle dans edip eğleneceğiniz tavernalar var. Bunların en iyileri , Full Tou Meze, Zythos ve Palati. (Detaylar Kavala Selanik Dedeağaç Yeme İçme Rehberimde).

selanik ladadika

LADADİKA MAHALLESİ

Selanik sahilinde, kıyıya demirli korsan gemilerini andırır bir gemi dikkatimi çekti. Meğer, belirli saatlerde demir alan bu gemi, tüm kıyı boyunca dolaşan bir cafe & barmış.  Biniş ücreti yok ama içerde bir şey içmek zorunluğu var. Selanik’i bir de denizden görmek için ideal özellikle gün batımında.

selanik korsan gemisi

KORSAN GEMİSİNDEN GÜN BATIMI

Şehirdeki 2. akşamımızda Selanik Yat Kulübünün içinde, Türkiye’den gitme Aliki isimli bir Rum hanımın mekanı Christofer‘de akşam yemeği aldık. Deniz kenarında yer alan bu restaurant, hem menüsü hem de Aliki’nin Türklere gösterdiği özel alakayla tüm gruptan + puan aldı.

selanik christofer restaurant

CHRISTOFER RESTAURANT

Selanik’teki son günümüzü serbest zaman olarak planladım. Yeme içme, alışveriş ve kültür haricinde, Selanik’te yapılacaklar listesine eklenmesi gereken bir başka yer de, özellikle çocuklu ailelere tavsiye edeceğim Noesis Bilim Merkezi ve Teknoloji Müzesi. Burası bir planetaryum. İçinde 3 boyutlu uzay, doğa, hayvanlar hakkında belgesellerin gösterildiği tamamen çocuklara yönelik bir bilim müzesi. Selanik’e arabayla yaklaşık yarım saat mesafede olan bu müzeye ben yılbaşı ertesi gitmiştim. Böyle bir tatil gününde çocuklarını alıp, müzeye götüren o kadar çok sayıda ebeveyni ve meraklı gözlerle etrafa bakan çocukları görünce 1 denizin ayırdığı 2 ülkenin arasındaki o derin uçurumu bir kez daha hissettim. Temennim bir gün ülkemizde de bir tatil gününde, ebeveynler çocuklarını alışveriş merkezlerine değil, bu tip müzelere götürsünler.

selanik noesis bilim muzesi

NOESIS BİLİM MÜZESİ

Selanik, Yunanistan’ın ikinci şehri olmasına rağmen, tabii ki plajlarıyla da bir deniz ve güneş cenneti. Ancak plajlar şehrin dışına konumlanmış. Asprovalta, Agia Triada, Epanomi ve Perea plajları hem turistlerin hem de lokal halkın tercihi.

Şehirdeki son akşamımızda, bir Elegans Travel klasiği olan, Gala Yemeğimiz için, Ladadika’nın en ünlü tavernası Palati‘ye gittik. 2 katlı bir binada hizmet veren tavernanın, giriş katı bahçe ve 3 kişilik bir grup müzik yapıyor. Üst kat ise, büyük bir sahneye ve dans pistine sahip. Palati, şahane bir grek taverna deneyimi için mükemmel bir seçim.

selanik palati taverna

PALATI

Seyahatimizin son gününde, erken bir kahvaltı sonrası, yola koyulduk. Selanik Dedeağaç arası yaklaşık 300 km yani 3,5 saat civarı. Gidiş yolunda ağırlık olmasın diyerek almadığımız Kavala Kurabiyelerini almak için yol üstünde Türklerin de uğrak yeri Anastasia’da mola verdik.  Buradan özellikle sakız reçeli ve kavala kurabiyesi almanızı tavsiye ediyorum. Ürünler taptaze üstelik tiryakisine Türk çayı da veriyorlar.

Bu kurabiye molası sonrası yola koyularak, öğle yemeğimiz için rezervasyon yaptığım ve Makedon Yunanistan’ın en iyi restaurantı olarak nitelendirebileceğim Ai Giorgis’e vardık. Hem konumu, hem ambiyansı hem de yemekleri ile gerçekten 10 puanı hakeden bu öğle yemeği deneyimimizden sonra, Alexandroupoli yani Dedeağaç’a girdik.

alexandroupoli ai giorgis restaurant

AI GIORGIS

İpsala’ya 40 km mesafedeki şehir kültürel ve tarihi bağlamda çok önemli bir yer değil. Esasında minik bir balıkçı kasabasıyken, şehre kurulan oteller, uzun ve nefis plajları, çok sayıdaki restaurantları ve tabii ki makul fiyatlarıyla, geçtiğimiz senelerden bu yana Türklerin hafta sonu kaçamaklarının merkezi haline gelmiş. Tüm mekanlarda türkçe menü bulmak mümkün. Şehrin alameti farikası deniz feneri. Sahil boyunca sıralanmış çok sayıda dondurmacı, restaurant ve cafe var. Gündüz saatlerinde hayatın tamamen durduğu Alexandroupoli’de saatler 21’i gösterdi mi hareketlilik başlıyor. Deniz keyfi yapmayı isteyenler içinse tabii ki en doğru adres Astir ve  Granda Egnetia Alexandroupolis otelleri. Esasında yanayana yer alan bu otellerden Astir, Grand Egnetia’dan bir tık daha lüks çünkü daha yeni. Restaurant olarak da şehir içinde konumlanmış Nisiotiko, Dedeağaç’ın en popüler restaurantı

alexandroupoli dedeagac

ALEXANDROUPOLI DENİZ FENERİ

Dedeğaç’ta verdiğimiz mola sonrası, otobana çıkmak yerine, mübadelenin yapıldığı yolu izleyerek,  gölün üzerinde inşaa edilmiş ve hıristiyanlarca kutsal sayılan, Aya Nikolas kilisesini ziyaret ettik. Uzun tahta bir köprüyü yürüyerek geçtiğimiz kilisede aynı zamanda papazlarca üretilen şarapların, çeşitli hediyelik eşyaların da satıldığı minik bir mağazadan ve giriş kapısında konuşlanmış yerel üreticilerin sattığı zeytinlerden almayı da ihmal etmedik.

aya nikolas kilisesi

AYA NIKOLAS KİLİSESİ

Kısa sürede İpsala gümrük kapısına vardığımız bu güzel Yunanistan tatil ve kültür turumuzu bir başka Elegans Travel organizasyonunda tekrar görüşebilmek ümidiyle sona erdirdik.

elegans travel

ELEGANS TRAVEL YUNANİSTAN GRUBU

Tüm turu özetleyecek olursak, kapsamlı bir Yunanistan Turu için

Selanik

Görülecek yerler:

  • Atatürk Evi
  • Beyaz Kule
  • Aziz Dimitri Kilisesi
  • Galerius Kemeri
  • Trigonio Kulesi
  • Bedesten
  • La Rotondo
  • Şemsiyeler
  • Ladadika
  • Aristo Meydanı
  • Bizans Tarih Müzesi
  • Noesis Bilim ve Teknoloji Müzesi

Oteller:

  • City Hotel
  • Electra Palace
  • Monogram Hotel

Restaurantlar:

  • Palati
  • Christofer
  • Balkonaki
  • Full tou Meze
  • Zythos
  • 7 Thalasses
  • B Restaurant Cafe
  • Electra Palace Orizontes Roof Bar
  • Electra Palace Plaisir Pastane & Çay Salonu
  • Skyline Cafe Bar / Ote Kulesi
  • Butler
  • Les Garçons

Alışveriş:

  • Tsimiski,
  • Egnetia,
  • Agias Sofias,
  • Mitropoleos
  • Proxenou Koromila

KAVALA

Görülecek yerler:

  • Panagia Mahallesi
  • Mehmet Ali Paşa heykeli & konağı
  • Kavala Kalesi
  • İmaret
  • Kavala Sahili
  • Hz. Meryem Kilisesi

Restaurant:

  • Savvas Taverna
  • Balaouro
  • KyraVaggelio
  • İbrik Cafe

ALEXANDROUPOLI

  • Kordon Boyu
  • Deniz Feneri
  • Ai Giorgi, Makri, Messimvria plajları
  • Nisiotiko Restaurant
  • Ai Giorgi Restaurant
  • Astir & Grand Egnetia Hotel

 

 

 

 

 

 

 

 

 

3707 defa okundu.

Comments (0)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.