Gezgin Cadı

Bir Cadı’nın Paris Notları-4

Bir Cadı’nın Paris Notları-4

Paris’e indiğimiz dakikadan itibaren, günde en az 12 km. aralıksız yürümüş olmamız nedeniyle, pazartesi sabahı biraz geç uyandık. Cadı ile yeniden Paris sokaklarına çıkmaya hazır mısınız?

Geldiğimiz günden bu yana, bizi yalnız bırakmayan güneşin, yerini tipik gri gökyüzü ve şakır şakır yağmura bırakması nedeni ile günümüzü, “olmazsa olmazlardan” alışverişe ayıralım deyip, Galeries Lafayettes ve Printemps mağazalarının sıralandığı Boulevard Haussman’a attık. Opera Meydanı’nın tam başında yer alan Bulvar, Baron Haussman tarafından 19. yy’ın ikinci yarısında, tüm kentte yapılan ve günümüz Paris’ini ortaya çıkaran şehir planlaması projesiyle hayata geçmiş. Haussman, Orta Çağ’dan kalma binaları yıkarak, yerlerine, geniş bulvarlar, parklar, çeşmeler yaparak, şehri bugünkü güzelliğine kavuşturmuş.

Opera Garnier ise, ayrı bir güzellik. Haftanın belirli günlerinde, Paris Operası’nın gösterilerinin yer aldığı binayı gezmenizi hatta ve hatta burada bir performans seyretmenizi şiddetle tavsiye ederim. (Benim aklım, Kasım 2016’da gerçekleşecek Strauss/Beethoven konserinde kaldı) Sadece binayı görmek içinse, 7 Euro karşılığında kulaklıkla saat 16.30’a kadar gezebilirsiniz.

FOTO-1 OPERA

Maupassant, Zola gibi yazarların favorisi Café de La Paix.

Opera Meydanı’nda sevdiğim başka bir mekansa, hem turistlerin hem de lokal halkın buluşma noktalarından, Maupassant, Zola gibi yazarların favorisi Café de La Paix. Restaurantın içi bir dekorasyon harikası…

FOTO-2 BELLEEPOQUE

1862 yılında açılmış olan restaurant tabii ki öğle yemeğimiz için seçimimiz oldu. Kendim söyler kendim unuturum misali, rezervasyonsuz gittiğim mekanda sanırım bir pazartesi olması nedeni ile ancak brasserie kısımında yer bulabildik.

FOTO-3 SALON

Mekan, restaurant, brasserie ve café olarak  üç bölümden oluşuyor. Menünün daha kozmopolit olduğu brasserie açıkçası bana daha çok uygun. Ancak şık bir masada güzel bir akşam yemeğinde de aklım kalmadı desem yalan olur.

FOTO-4 UZUN MASA

Brasserie bölümünde, beyaz örtüler yerini mermer masalara bırakıyor ama şefler aynı olduğu için, kalite en üst seviyelerde. Öğlen hafif geçirelim dediğimizden Fransız usulü tavuklu klüp sandviç ve mekanın ünlü hamburgeri ile Leffe & Heineken biralarda karar kıldık.

FOTO-6 CLUBSANDWICH FOTO-5 HAMBURGER

Gerçekten mükemmel çıtırlıkta patates kızartmaları ile servis edilen bu lezzetler, çabuk bir öğle yemeği için ideal. Burada bir parantez açayım. Öyle “10 dakikada ye kalk” gibi bir şey yok benim lügatımda! Çabuk derken birbuçuk saatte biten bir yemekten bahsediyorum,  zira normali en az iki buçuk saat…

Yağmurun çılgınlar gibi  yağmasıyla, kendimizi birçok kişinin alışveriş mabedi Galeries Lafayettes’e attık. Birçok kişi dedim çünkü bu kişilerin içinde ben yokum. Buradaki en son maceramda, kalabalıktan fenalık geçirip, Aralık ayında -5 derecede kendimi dışarı atmıştım. O gün bugündür hiçbir seyahatimde alışveriş merkezi falan gezmem. Neyse, dünyaca ünlü markaların, muhteşem güzellikte ve dudak uçuklatan fiyatlardaki ürünlerine göz atarken, yine Japonların eksikliğini gördüm. Sırf Japon değil, Rus, Arap hiçbirinden ses yok. O an anladım ki ekonomi cidden global anlamda baş aşağı çakılmakta. Yine afaganlar bastığından nefes almak için kafamı kaldırdığımda, binanın muhteşem “COUPOLE”u bir kez daha büyüledi beni.

FOTO-7COUPOLE

Ben bir “Belle Epoque” dönemi kadınıyım…

Artık kesin olarak anladım, ben süslü bir kadın olduğum için, öyle zen, minimalist vs. akımlarla aram hiç yok. Ben bir “Belle Epoque” dönemi kadınıyım. Çizgilerdeki asalet, renklerin uyumu, romantik çizgiler… tam bana göre. (En beğendiğim ressamlardan birinin, empressiyonist akımın mihenk taşlarından Renoir olmasında şaşılacak bir şey yok).

Orsay Müzesi’nde sergilenen “Bal du Moulin de la Galette” tablosunu görmenizi kesinlikle tavsiye ederim. Eskiden tren istasyonu olan Musee d’Orsay, bugün Paris’in en önemli müzelerinden bir tanesi. Müzenin en sevdiğim kısmı 6 Euro giriş ücreti ile gezebileceğiniz Başyapıtlar bölümü…

FOTO-8renoir

Pazartesi günleri, özellikle Fransa’da gece hayatı için en ölü gündür.

Yağmurun devam etmesi sinirlerimizi bozsa da, ufak birşeyler atıştırmak ve geceyi erkenden sonlandırmak için rotamızı yine 6. Bölgedeki Odeon’a çevirdik.

Pazartesi günleri, özellikle Fransa’da gece hayatı için en ölü gündür. Biz de yeni başlayan haftaya güç toplamak için (malum programda daha Marais, Chatelet, Bastille, Montparnasse vs. var) bir gecelik kendimize izin verelim dedik. Odeon’da şirin bir restaurantta 2014 rekoltesi Chateau Fleure de Plaisance isimli, Bordeaux Cotes Du Bourg teruarından, %70 Merlot, %8 Cabarnet Franc, %20 Sauvignon ve %2 Malbec kupajı şarabımız yanında güzel bir peynir tabağıyla geceyi sonlandırdık.

FOTO-10 odeon şarap FOTO-9 odeon resto

2721 defa okundu.

Comments (0)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

× Nasıl Yardımcı Olabilirim?