
Kayak yapmak… Hayatta en özendiğim şeylerden biri. Hep yapmak istediğim ama bir türlü başlayamadığım. Bunun adına ne derseniz deyin, ister tembellik, ister korkaklık… Üstelik üniversite eğitimim sırasında İsviçre’nin en iyi kayak merkezlerinden birinde kalmış olmama rağmen hiç kayak yapamadım, içimde hep bir ukte olarak kaldı. Belki kayak yapmayı öğrenemedim ama kar sevdam yüzünden Avrupa’da neredeyse görmediğim kayak merkezi kalmadı.
Bu konuda tercihim, özellikle Şubat ayı tatil döneminde, tabir-i caizse çığrından çıkan ve her yerde 72 milletten bilumum çocuğun uçuştuğu kayak merkezlerinden ziyade, noel dönemi hariç, çok fazla şehirleşmemiş noktalara gitmekten yana. Bunlardan bir tanesi, Mont Blanc’ın en HIP olan merkezi Megève . (Bir “hip”tir gidiyor, anlamı şuymuş: “Cooler than cool”. Tam Türkçeye çevirmek söz konusu değil ama biz “afilli”, “con con “ diyelim.) Bugüne kadar sadece kayak meraklısı Türkler’in bildiği bu minik cennet, gerçekten de St. Tropez’nin kışlık versiyonu…
Cenevre havaalanından yaklaşık 100 km. mesafede olan bu minik kasabaya trenle çıkmak mümkün değil. En basit yol ya kaldığınız otel ile irtibata geçerek size araç temin etmelerini sağlamak (birçok otelin servisi var) ya da araç kiralayarak dağa tırmanmak. Bir başka alternatif ise tren ile Cenevre’nin yan komşusu Annemasse’a geçerek, gardan Sallanches trenine binmek ve orada bir taksi tutup yukarı çıkmak. (3 saat içinde halledersiniz)
Genelde Fransızlar’ın özelliği olan inadına Fransızca konuşmak, suratsızlık, kimi zaman küstahlığa varan ukalalık burada geçerli değil. Ya dağ havası vurmuş ya da gerçekten ne ekonomik ne de politik hiçbir kaygıları olmadığı, mis gibi bir havada insan gibi yaşayıp çalışma imkanına sahip oldukları için lokal halk son derece misafirperver.

Fransa’nın Haute Savoie bölgesinde, 1914 yılında ilk kayak şampiyonasının yapıldığı Megève, dünyaca ünlü Mont Blanc dağının eteklerinde yer alıyor. Namını, meşhur Rothschild ailesinin kasabanın Rochebrune köyüne gelmesiyle kazanmış. Kasabada Mont Rochebrune ve Mont D’Arbois tepesi olarak iki kayak pisti bulunuyor. Bu pistler, hem profesyonel hem de amatör kayakçılar için farklı zorluklarda kayak imkanı sunuyor. Megève’in en pahalı kayak destinasyonlarından biri olduğu göz önüne alınınca, eğer haftalık kalacaksınız, “ski pass” denilen pasoyu edinmenizi tavsiye ederim. 2016 yılı için 1 haftalık 250 Euro civarı olan bu kart ile limitsiz kayabilirsiniz. Hava durumuna bağlı olarak pistler saat 17.00 civarında kapanıyor ve bence esas şamata bu saatten sonra başlıyor.

Birçok markanın ürünlerini bulabileceğiniz alışveriş caddesinin yan sokaklarına girdiğinizde şaşırtıcı şekilde sanat galeri ile karşılaşıyorsunuz. Tipik mimarisiyle 15’den fazla galeriye ev sahipliği yapan kasaba aynı zamanda bir kültür incisi adeta. Musée de Megève… Megève’de kayağın 100 yılını anlatan, benim de gezmekten büyük keyif aldığım müzelerden biri. 19 yy. yöresel ve otantik bir çiftlik evinden devşirme Haut Val d’Arly Heritage Müzesi ise özellikle çocukların ilgiyle gezeceği diğer bir müze.
Kültür deyip ruhumuzu doyurduktan sonra biraz da midemiz diyelim mi? Alp dağları denilince bir çoğumuzun aklına çocukluğumuzda soluksuz izlediğimiz Heidi gelir. İşte o Heidi, yıllarca çimenlerde yuvarlana yuvarlana dünyanın en güzel peynirlerini üreten inekleri kovaladı. Gerçekten bu bölge, tüm Avrupa’nın en güzel sütlerini ve dolayısıyla da en lezzetli peynirlerini üretiyor. Aklıma ilk gelen tabii ki Gruyère. (Gruyère ve Appenzeller kasabaları ile ilgili yazılarım çok yakında blogda) Ama Megève’in Fransa’da olması nedeniyle tadacağımız peynir fondü, beaufort, comté, tome de savoie ve reblochon peynirleri ile yapılan milliyetçi bir Fondue au Fromage. Kelime anlamı “erimiş peynir” olan bu tipik köy yemeği, içinde beyaz şarap içermekte ve naçizane tavsiyem bu yemeğin yanında asla ama asla su, kola vb. içecekler tüketmeyin. Zira erimiş peynir ile birlikte içilen özellikle su, peynirin midede kaskatı olmasına neden olur ve bütün gece karabasanlarla boğuşursunuz. Bir başka lokal yemek ise, Raclette denilen, yuvarlak bir halkaya takılı ve ateş üzerinde yavaş yavaş eriyen bir tür döner peynir. Bu yemek aslında domuz ağırlıklı şarküteri ürünleri ve haşlanmış bebek patatesler ile sunuluyor. Ancak dilerseniz, Viande Sechée (kurutulmuş et) ile de isteyebilirsiniz. Bu, bizim pastırmanın kokusuz ve sığır etinden yapılan bir türü ve biraz tuzlu olmasına rağmen son derece lezzetli. Ama, fondü şişlerine takılarak, kızgın yağda pişirilen Fondue Bourguignon’un (et fondü) lezzeti şüphesiz bambaşka… Yanında kızarmış patates, salata ve çeşitli soslarla servis edilen bu fondü bilhassa domuz eti yemeyenler için ideal bir seçim olacaktır. Benim gibi eğer siz de et sevenlerdenseniz o halde sıcak taş üzerinde masaya getirilen ve bir çeşit kendin pişir kendin ye olarak sunulan Pierrade tam sizin damak tadınıza göre… Sığır, tavuk ve av etlerinden seçeceğiniz gramajlarda olan bu yemeğin de yoldaşı yine çıtır çıtır kızarmış patatesler, salata ve yoğun kremalı soslardır.
Gelelim bu enfes lezzetlere neyin eşlik edeceğine… Haute Savoie bölgesi, aynı zamanda Rhone Nehri’ne ev sahipliği yapıyor. Fransa’nın dünyaca ünlü Bordeaux şaraplarının yanı sıra, bu bölge esasında Côtes Du Rhône adı verilen son derece leziz ve Bordeaux şaraplarından daha hafif şarapları ile ünlüdür. Benim favorim ise, Chateau Neuf Du Pape’dır. Kalite skalasında yüksek seviyede yer alan bu kırmızı şarap, Raclette, Fondue, Pierrade gibi yemekler için ideal bir eşlikçidir.
Keyifli bir akşam yemeğini bitirmek için tatlı olarak beze yapılan Vacherin’i, tüm meyveli pastaları ve tatlı şarap eşliğinde alınacak peynir tabağını şiddetle tavsiye ediyorum.

Nerede Kalmalı..
Süper lüks isteyenler, doğru Hotel Le Chalet du Mont d’Arbois’ya. Geceliği 500-4500 Euro arasında odalarda ölmeden cenneti deneyimlemek mümkün. Aklınıza gelen tüm lüksün ayağınıza serildiği bu otel Relais et Chateaux özelliğine sahip.

“Lüks olsun ama biraz da sakin olsun” dersiniz, o zaman bence Megève’in en başarılı Savoie restorantını da barındıran Le Fer A Cheval tam size göre. Merkeze 5 dk. yürüyüş mesafesinde ve genelde evli çiftlerin tercihi olan bu otel de yine beş yıldız kategorisinde.

Hem lüks hem de cıvıl cıvıl bir otel isterseniz tavsiyem, Hotel Mont Blanc. Tam merkezde yer alan bu dört yıldızlı otel, hem alışveriş hem de gezme için ideal.


“Kalacağım otel hem şık, hem merkezde hem de canlı olsun” diyenler için önerim Au Coeur De Megève. Üç yıldız, merkezi ve tipik Savoie mimarisine sahip bu otelin önündeki bar, özellikle “apres ski” denilen kayak sonrası keyfi için ideal… Hem de ısıtıcılı açık terası var.

Nerede yemeli?
Kahvesiz güne başlayamayanlardansanız eğer, La Durée iyi bir seçim… Özellikle terasında, gocuk battaniyelere sarılarak, sıcak bir çikolata içmeden dönmeyin derim.

Mis gibi bir havada, bembeyaz karların ortasında şöyle güzel bir kırmızı şarap eşliğinde arkadaşlarla veya aile ile keyifli bir öğle yemeği için Rochebrune tepesinde Super Megève adlı restaurant gerçekten denemeye değer… Tüm Savoie mutfağını tadabileceğiniz bu restaurantta aynı zamanda hamburger gibi klasik yemekler de var.

Saat 5 oldu, çay vakti… İstikamet, Le Comptoir Du Père Sotieu. İki katlı bu şahane pastahanenin özellikle mrytilles (ayı üzümü) denilen pastası ve çikolataları aklınızı başınızdan alacak. Bir başka önerim, kasabanın kilisesinin tam solunda, Hermès butiğinin yanında yer alan Le Prieuré, hem çay keyfi hem de şık bir öğle veya akşam yemeği için ideal. Pot Au Feu denilen güveç mutlaka denenmeli…
Vakt-i kerahat geldi diyenler içinse, eğer sakin, şömine başı keyfi isterseniz Mont Blanc Oteli’nin barı Le Georges, yok eğlenceli olsun isterseniz Au Coeur De Megève’in terası, çok şık ve keyifli olsun diyenler içinde Le Lodge Parkı tavsiye ediyorum. Ayrıca kasabada sıcak şarap eşliğinde gelip geçeni seyredebileceğiniz pekçok lokal pub da bulunuyor.
Akşam yemeğinde şöyle tipik bir Savoie mutfağında Pierrade tatmak isteyenler için Hotel Fer A Cheval’in içinde yer alan ve beş yıldız olmasına rağmen rahatlığıyla yörenin en başarılısı olan L’Alpin’i öneriyorum.

Tipik bir dağ restaurantında fondu yiyelim isterseniz o zaman Le Vieux Megève iyi bir seçim olacak. Minik bir hatırlatma: Rezervasyon yaparken şöminenin yakınındaki masayı isterseniz tam keyfim keyif olur…
Eğer Michelin yıldızı peşindeyseniz, o zaman doğru adres tabii ki La Table de L’Alpaga. Fransız mutfağının en rafine lezzetlerini keşfedebleceğiniz bu restaurant, 2014 yılı itibariyle 1 Michelin yıldızına haiz.
Gecelere akmadan uyuyamam diyenlere maalesef çok alternatif öneremiyorum. Zira çoğunluğun kayak amaçlı geldiği bu kasabada, önce pub&bar tadında ardından gece kulübü olan La Sauvageonne, içinde bir piyano bar olan Bar Le Chalet Des Jumeaux, aklıma gelenler… Sabahın ilk ışıklarına kadar clubbing yapmak isteyenler içinde şehir merkezindeki iki katlı Palo Alto tek seçenek.
Kasabada ayrıca ufak miktarlarda oynayabileceğiniz bir de kumarhane var. Fransız kanunlarına göre, sadece belirlenmiş bölgelerde yüksek tutarlı oynama imkanı verilen kumarhanelerin yanı sıra, sırf turistik amaçlı kumarhaneler her kasabada yer alıyor. Girişin 18 yaş ve üzeri olduğu bu kumarhaneler öğle saatlerinden itibaren günün ilk ışıklarına kadar açık…
Bir sonraki seyahate kadar çevrim içi kalın.
Ajanda:
Aralık 2015: Dünya Buz Hokeyi Şampiyonası
14 Ocak: Grande Odyssee Savoie Mont-Blanc Kızak Yarışması
21-24 ocak: 21. BMW Polo Masters Kar Polo Turnuvası
29-31 Ocak: FIS ALPINE WORLD CRITERIUM Masters Kayak Yarışları
24-28 Mart: MEGEVE INTERNATIONAL JAZZ FESTIVAL
Sevgilerimle,