dünya çikolata günü

Bugün Dünya Çikolata Günü. Bundan tam 470 yıl önce hayatımıza girdiği söylenen çikolata için ne kitaplar yazıldı, ne güzel filmler çekildi. Tabii ilk aklıma gelen, Juliette Binoche ve Johnny Depp’le ‘Chocolate’

Kah kruvasan içinde pain au chocolat, kah karlı bir günde üstünde nefis şantiyle Hot Chocolate, sıcak yaz günlerinde mini mini bitter parçalı dondurma, doğum günlerinde gösterişli bir pasta, kahvenin değişmez eşlikçisi çikolata için düzenlenen Dünya Çikolata Günü tam 21 yıldan bu yana kutlanmakta.

Çikolatanın Tarihi

Bundan tam 470 yıl önce hayatımıza girdiği söylenen bu lezzet bombası, esasında 4000 yıllık bir geçmişe sahip. İlk olarak Orta Amerika’nın yağmur ormanlarından çıkan ve fermante edilerek macun kıvamına gelen çikolata, tarihi kaynaklara göre, vanilya, bal, su ve çeşitli baharatlarla karıştırılarak acı bir içecek halini alıyor.

cikolatanin tarihi

Mayalarsa çikolatayı o kadar önemsiyorlar ki, Kakao Tanrısının varlığına inanıyorlar. Bu tanrı mutluluk ve huzuru temsil ediyor. Sadece asil ve üst sınıfın erişebildiği çikolata, aynı zamanda bir libido tetikleyicisi olarak kabul ediliyor, aynı zamanda da kakao yaprakları ticarette para yerine geçiyor.

Gel gelelim, çikolatanın Avrupa’ya teşrifi, Meksika’yı işgal eden denizci Hernan Cortes sayesinde. İlk olarak İspanya’da Eski Kıta’ya ayak basan çikolatanın içine şeker katanlarsa, İspanyol Yahudileri. Uzun bir süre, İspanya sınırlarında saklı kalan çikolatanın tarihi bir kadınla yeni bir sayfa açıyor.  14. Louis’nin annesi Kraliçe Anne tarafından Fransız Sarayına sokulan bu nefasetin esas düşkünü gelini yani İspanya Kralı’nın kızı Marie Therese. Kocası Fransa’nın Güneş Kralı 14. Louis’ye drahoma niyetine çikolatayı götüren Marie Therese, Versailles Sarayının çikolata canavarı olarak isimlendiriliyor. Aklı biraz kıt olan kraliçenin, can sıkıntısından durmadan çikolata içip tombikleştiği, dişlerinin de kömür karası simsiyah olduğu biliniyor. (hatta bazı aklı evveller kraliçenin gayri meşru zenci çocuğunu da, aşırı çikolata tüketmesine bağlıyorlar!!!!)

cikolatanin tarihi

Uzun süre, aristokrat sınıfın zevki olan bu harika lezzet, halkla buluşmasını, Hollandalı bir kimyagere borçlu. Kakao makinasını icat eden Coenraad Johannes van Houten sayesinde, kakao yağı tohumlardan çıkarılıyor ve geriye kuru bir toz kalıyor. Başka malzemelerle karıştırıp içmeye hazır hale gelen bu çikolata tozu, artık tüm kesimden insanların hayatına giriyor. Giriyor giriyor ama hala sıvı şekilde yani sıcak çikolata formunda.

Çikolatanın tarihi yenilebilir hale gelmesiyle hız kazanıyor. Bu değişimi İngiltere’ye borçluyuz. 19. yy sonunda üretimin başlaması ve hemen ardından İsviçreli Rodolphe Lindt sayesinde, geniş halk kitleleri en masum ve tatlı günahla tanışıyor.

Gelelim Türklerin çikolatayla olan ilişkisine. Dönem arkadaşım araştırmacı yazar Saadet Özen’in Çukulata – Çikolatanın Yerli Tarihi adlı kitabına göre, 19. yy sonlarında Osmanlı’ya giren çikolata, ilk olarak fransız ve isviçre menşeili. Cumhuriyetin ilanından sonra ithalatın kontrol altına alınması yüzünden, yabancı markalar yerine türk markalarının pazardan yer aldığını görüyoruz. Günümüz ise, malum.

Çikolatasıyla Ünlü Ülkeler ve Çikolata Müzeleri

Çikolata deyince akla ilk gelen ülke tabii ki İsviçre. Hayatımın son 30 yılında sıkça yer bulan İsviçre’de minik çikolata butiklerinin hepsi bir lezzet durağı. İsviçre’de fabrikasyon çikolatalar da çok tüketilmesine rağmen, butik üreticiler, aynı zaman da bir prestij göstergesi. Öyle ki kilosu yaklaşık 1000 frank yani ortalama 950 euro olan çikolatalar var. Boşu boşuna çikolatasıyla ünlü ülkeler arasında ilk sırada değil!

Yolu İsviçre’ye düşenlerin, ünlü üretici Cailler’nin müzesini gezmelerini tavsiye ederim. Peynir cenneti Gruyeres’e yakın bir lokasyonda yer alan Broc’taki bu müzeye, trenle ulaşabilirsiniz. Bir diğer ünlü müze de Lindt. Zürih’e trenle 10 dk mesafede olan müzede nefis Lindt çikolatalarını tadabilirsiniz.

cikolata muzeleri cailler

Çikolatasıyla ünlü ülkeler arasında Belçika da önemli bir yer sahip. Şirin Bruges kasabasındaki Choco-Story müzesi 15. yy’dan kalma bir binanın içinde ve çikolata müzeleri arasında gezilmesi gerekenlerden bir tanesi. Belçika’da her yıl çikolata adına bir festival ve fuar yapıldığının da altını çizeyim. (Belçikalılara bir anlamda her gün Dünya Çikolata Günü :))

Fransa, çikolatanın gerçekten hunharca tüketildiği bir ülke. Dünyanın en ilginç lezzet varyasyonları yapan ülkenin çikolata başkentiyse Bayonne. Çikolatanın tarihi için bir dönüm noktası olan Engizisyon’da İspanya ve Portekiz’den kaçan Yahudiler sayesinde çikolatayla tanışan Bayonne, günümüzde irili ufaklı bir çok üreticinin butiklerinin olduğu tarihi şirin bir kasaba. Özellikle Espelette biberiyle yapılan yahudi spesiyalitesi biberli çikolata nefis. Yolunuz güneybatı Fransa’ya düşerse, mutlak uğramanızı tavsiye ediyorum. Özellikle Paries’e mutlak gidin ve Egoa çikolatasını tatmadan dönmeyin.

cikolatasiyla unlu ulkeler

Tüm bu görkemli çikolata müzeleri bir yana , daha mütevazi olmakla birlikte bizim de bir müzemiz var. Hem de Türkiye’nin en otantik kasabasında: Safranbolu Çikolata Müzesi. Geçtiğimiz kasım ayında ziyaret ettiğim bu şirin müzede aman aman çok çeşit olmamasına rağmen, Safranbolu’nun önemli binalarının dev maketlerinin yer alıyor. Çikolata tarihi ve yapımı hakkında verilen bilgileri dinledikten sonra, marketlerden aldıklarımızın çikolatayla yakından uzaktan ilgisinin olmadığını anladığım müze, Safranbolu’nun gezilmesi gereken yerlerinden bir tanesi.

cikolata muzeleri safranbolu
Çikolata Müzesi Safranbolu

Çikolata Hakkında İlginç Bilgiler

Dünya Çikolata Günü diyorsam o zaman sıra çikolata hakkında ilginç bilgiler listesinde

cikolata hakkinda ilginc bilgiler

Dünya Çikolata Günü için yazımı hazırlarken, kaşla göz arasında bir tableti afiyetle yemişim. Bakın yemişim diyorum yedim değil. Çünkü öyle kah türk kahvemin yanında bir tık, kah arkadaşımla telefonda laflarken 3 parça derken tablet uçmuş haberim yok.

Hayatta her şeyden keyif almak lazım, abartmadan ama tamamen de silip atmadan. Çikolata da öyle bir şey. Keyfinde yemek, yeri geldiğinde frene basmak sonra tabii ki tekrar yemek (Elegans Cadısı burada sesli güldü kendi kendine).

Ünlü düşünür Bukowski’nin dediği gibi “İhtiyacım olan tek şey aşk evet, ama ben küçük bir parça çikolatayı tercih ederim dostlarım, çünkü acıtmaz”

Canımızın hiç acımayacağı, her günümüzün çikolata lezzetinde geçmesi dileğiyle Dünya Çikolata Günü kutlu olsun.

Sevgilerimle,

elegans cadısı

Paylaşmak Güzeldir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir