Cadı'nın Not Defteri

Macera tutkunları için…. JEFFREY ARCHER

Macera tutkunları için…. JEFFREY ARCHER

Uzun zamandır, seyahat ettiğimden blogdan bayağı uzak kaldım. Yaklaşık bir aydır devamlı deplasmanda olduğumdan evde oturup şöyle güzel bir kitabın sayfaları arasında kaybolmayı özlemişim.

Genelde, tarih, polisiye ve dönem kitaplarını çok severim. Bu yazının kahramanı, çocukluğumdan beri tabiri caizse, hastası olduğum Jeffrey Archer… Kimilerine göre, bu tip “çok satanlar”, kesinlikle edebiyat dışı nitelendirilse de, bu eleştiriyi yapanlara sanat borcum olmadığına göre benim açımdan bir mahzuru yok ! Hatta, 2015 yazında pek de matahmışçasına gerilimin en şahane örneklerinden diye pompalanan “Trendeki Kız” adlı faciadan sonra, gerçekten olağanüstü kurgusuyla temposu yüksek hikayesi sağlam ve gerçekçi karakterler yaratan bu yazardan bahsetmemem mümkün değil!

Jeffrey Archer esasında, son derece ilginç bir kişilik. Yazar olmadan önce, İngiltere Lordlar kamarasında milletvekilliği yapan Baron Archer’ın siyasi kariyeri, yalan ifade vermesi yüzündan hapse girmesi ile son buluyor. İlk ses getiren kitabı, 1975 yılında çıkan “Not a Penny More Not a Penny Less.” Dört kariyer sahibi adamın, intikam için bir araya gelmesi üzerine kurgulanmış olan kitap, gerçekten nefes kesici hatta mini dizi şeklinde de Türk televizyonlarında yayınlanmıştı.

FOTO-2

Son yıllarda, altı kitaplık “Clifton Chronicles” serisi yine çok satanlar arasında zirvede. Sırasıyla, “Only time will tell – The sins of the father – Best kept secret – Be careful what you wish for – Mighter than the sword – Cometh the hour” kitaplarından oluşan bu seride, Birinci Dünya Savaşı öncesi İngilteresinde, yoksul bir çocuğun yükselişi ve hayatına paralel olarak, Avrupa ve Amerika’nın yaşadığı tarihsel ve toplumsal değişim son derece akıcı bir dille aktarılmış. İlk kitap (Only time will tell), 2011 yılında yayınlandı ve “Tek şahit zamandı” adı altında nihayet! dilimize çevrildi ve de orada kaldı !!! (serinin diğer kitaplarından ses yok hala…)

Yazar kitaplarında, lafı fazla dolandırmadan, basit bir ingilizce ile yazdığından, orta seviye İngilizce bilenler de çok rahatlıkla orijinal dilinde okuyabilir.

FOTO-3

Her neyse, Archer’a dönecek olursak, benim favorilerim, bir zamanlar TRT1’de “Kesişen Yollar” adıyla yayınlanmış  “Kane & Abel “ ile başlayan, “Miras ve Tırmanış” serisi. İki ailenin üç nesil boyunca birbirleri ile olan çekişmesini anlatan bu üçleme de yine Türk televizyonlarında “Kesişen Yollar” adı altında mini dizi olarak yayınlanmıştı. (Yaşı 40 üzeri olanlar kesin hatırlar.)

FOTO-4

2016 yılı Şubat ayının son haftasında yayınlanan (ve artık umarım Harry Clifton Chronicles serisinin son kitabı olur) “Cometh the Hour”, şu anda New York Bestseller listesinde birinci sırada. Türkçeye ne zaman çevrilir? Bu bir soru işareti ama zaten seriyi İngilizce başladım, öyle bitireceğim…

“Ben sıkılırım, öyle seri falan okuyamam” diyenler içinse, yazarın, medyanın gücünü anlattığı “The Fourth Estate “(4. Güç), genç girişimci bir çiftin Birinci Dünya Savaşı’ndan itibaren 60 yıllık yükseliş öyküsü  “As the Crow Flies “(Kuş Uçuşu) ve harika bir dolandırcılık hikayesi “False Impression” (Sahtekar), doğumda yolları ayrılan ikizlerin hikayesi “Sons Of Fortune” (Kader Ortakları) kitaplarını kesinlikle tavsiye ederim.

FOTO-5

Sadece bir uyarı: yazarın şimdiye kadar çıkardığı en berbat kitabı Zafer Yolu’nu (Paths of Glory) mümkünse pas geçin! Onun yerine, Archer’ın hapishane günlerini anlattığı “Prison Diaries” (Hapishane Günlükleri) kurgu olmayan tür için daha keyifli bir alternatif, inanın bana….

Meraklısına  kısa bilgi:  Bundan önceki yazılarımdan birinde, “neden İngilizce ya da Fransızca okuyorsunuz” diye bir eleştiri almıştım.  Ne yapayım, o kadar az sayıda eser, bir o kadar da geç Türkçe’ye çevriliyor ki, beklemeye tahammülüm yok. Bu arada çeviriler konusunda hiç güvenim yok. Tecrübeyle sabit: Fred Vargas’ın “Pars vite, Reviens tard : Çabuk git, geç dön” kitabını, çevirmenin Hemen git, çabuk dön şeklinde yorumladığını gördüğüm gün bende film koptu!

Ekran Resmi 2016-03-20 23.45.53

Bol okumalı günler dileğiyle!

2432 defa okundu.

Comments (1)

  • Anybody says:

    En azindan elestirim okunmus, ancak anlasilamamis. Neden ingilizce okuyorsunuz diye yazmamistim. Neden onlari bizle paylasiyorsunuz diye de yazmadim. Okurlarinizi secme seklinizi sorgulamistim. Vakko bir gomlege 600 tl fiyat koyar. O fiyati goren ve pahali bulan musteriler bi daha oraya gitmezler. Giderlerse de yabanci hissederler. Boylece vakko musterilerini secmis olur. Sizinki de bence o yolda. Kitap paylasimi yaparken Turkce kitabi olmayan yazarlari anlatarak, okurlarinizi secmeye ugrasiyorsunuz gibi geldi bana. Neyse sayenizde gundemden uzaklasmis oldum. Tesekkurler.

  • Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

    × Nasıl Yardımcı Olabilirim?