Cadı'nın Not Defteri

Suat Derviş : Babiali’nin Efsanesi

Suat Derviş : Babiali’nin Efsanesi

Suat Derviş, Cumhuriyet’in yetiştirdiği en önemli kadın gazetecilerimizden. Bugün kadının, bırakın adının varlığını,  yaşam hakkının göz göre göre elinden alındığı Türkiye’de, bundan tam 48 yıl önce, tüm zorluklara rağmen gazetecilik ve yazarlığı ile ön plana çıkan Suat Derviş, bir avuç insanın katıldığı bir törenle sonsuzluğa uğurlandı.

23 Temmuzun, ünlü gazetecinin ölüm yıldönümü olması bir yana, aynı zaman da, yarın Lozan Antlaşmasının 97. yıldönümü. Suat Derviş, işte 97 yıl önce, Lozan’daki Rumine Sarayında, görüşmeleri izleyen ve Türkiye’ye başarı haberini veren ilk gazeteci.

Bugün ülkemizde yaşanan her türlü rezaleti, yozlaşmayı bir grubun üstüne atmak işin kolay yolu. Tarihini, saçma sapan televizyon dizilerinden öğrenmeyi adet eden bir toplumun ileri gitmesi bir hayal. Türkiye’nin gün be gün neden geriye gittiğini, geçmişte yapılan hangi hataların bugün bedelini ödediğimizi anlamanın en güzel yoluysa tarihi okumak ve anlamak.

Biyografiler, tanıklıklarla zenginleştirilmiş kitaplar, tarihin, okul sıralarında bizlere öğretilmeyen hatta kimi zaman çokça çarpıtılan taraflarını anlayabilmemiz, bugünü analiz etmek için mükemmel veriler sunan bir maden.

Suat Derviş Kimdir?

Suat Derviş ilginç bir kişilik. Osmanlı’nın son dönemlerinde dünyaya geliyor. Ailesi varlıklı ve modern görüşlü. Dedesi, Osmanlı’nın ileri gelen paşalarından, Müşir Mehmed Emin Derviş Paşa, babaannesi de Şevkidil adında çerkez cariye. Dedesinin sayısız eşine rağmen, babası son derece modern, İstanbul’un önemli kadın doğum uzmanı İsmail Derviş. Suat Derviş’e göre, annesi Hesna Hn’ın kökeninde Yahudilik var.

Hem fiziken hem de ruhen taban tabana zıt olduğu ablası Hamiyet, ünlü gazeteci ve yazarın tüm yaşamı boyunca hep varolan destekçisi.

Osmanlı’nın son dönemlerinde dünyaya gelen Suat Derviş, imparatorluğun üzerinde esen değişim rüzgarları, modernleşme hareketleri ve ardından gelen savaşlarla büyümüş.

Gençliğinden bu yana tanıdığı Nazım Hikmet’in “Gölgesi” şiirini, ilk aşkı gazeteci için yazdığı söyleniyor.

“Ağlasa da gizliyor gözlerinin yaşını

Bir kere eğemedim bu kadının başını

Kaç kere sürükledi gururumu ölüme

Fırtınalar yaratan benim coşkun gönlüme…

Ya bu kadın delidir, yahut ben çıldırmışım

Ben ki birçok kereler kırılmışım, kırmışım Ömrümde duymamıştım böyle derin bir acı

Birden onun yüzüne haykırma ihtiyacı

İçimde alev alev tutuştu yangın gibi

Bir dakika kendimin olamadım sahibi

Hiç olmazsa öcümü böyle alırım dedim

Yolda mağrur duran gölgesini çiğnedim.”

Suat Derviş, çocukluğundan itibaren yazılar yazıyor. Anne ve babasının ilerici fikirleri sayesinde, genç yaşında ablasıyla Berlin’e gidiyor. Yaşadıkları, gördükleriyle, hayat felsefesini kadın hakları ve eşitlik üzerine şekillendiren gazeteci yazar, 4 tane evlilik yapıyor. (kimi kayıtlarda 3 olarak yer almakta)

Son eşi, Atatürk’ün kuzeni yani Zübeyde Hn’ın kız kardeşinin çocuğu Reşat Fuat Baraner. Türkiye Komünist Partisi Teşkilatı sekreteri olan eşi ve Moskova’ya yaptığı gezi ve yazılar nedeniyle azılı komünist damgası yiyen Suat Derviş, uzun kirpikli mavi gözleri ve kırmızı boyalı dudaklarıyla, BabıAli’nin efsanesi olmaya devam ediyor.

Yurtdışında Suat Derviş

Almanya’da Suzet Doli, Fransa’daysa Suat Derwish olarak tanınan yazarın kitapları bir çok yabancı dile çevriliyor. Eserleri yabancı dile çevrilen ilk Türk romancılarındandan Suat Derviş, aynı zamanda Türk Edebiyatında, Fatma Aliye’den sonra 2. Türk kadın roman yazarı. Şarkısıyla dillere pelesenk olmuş Fosforlu Cevriye romanının müzikal olmasını ve başrolünde ünlü sanatçı Gülriz Sururi’nin oynamasını istiyor. Romana sıcak bakmayan Sururi, yıllar sonra, başrolünde oynamıyor ama oyunlaştırarak yönetiyor. Kendi deyimiyle de vefa borcunu ödüyor.

Yurtdışına giden ilk kadın gazeteci unvanını getirdiği Montrö ve Lozan Antlaşmalarını izleyen Suat Derviş, böylece yurtdışına giden ilk kadın gazeteci oluyor.

Fosforlu Cevriye romanıyla bilinen Suat Derviş’in 13 tane daha eseri var. Romanlarında kadınların başrolde olduğu eserlerden Ankara Mahpusu, ilk olarak Fransa’da Fransızca basılıyor 9 sene sonra da Türkiye’de Türkçe olarak yayınlanıyor.

Türkiye’de basın sendikasının kurucularından olan gazeteci aynı zamanda sendikanın ilk başkanı.

Suat Derviş Hakkında Kitaplar

Kadın Haklarının yılmaz savunucusu yazar gazeteci hakkında 2 kitap okudum.

İlki, “Suat Derviş Efsane Bir Kadın ve Dönemi”.  Yazarı, daha önce, instagram sayfamda yayınladığım Mazhar Osman isimli kitabından bahsettiğim Liz Behmoaras. Kitap, Derviş’in politik hayatı ve düşünceleri üzerine yoğunlaşmış. Belgelere dayalı kitapta dönemin, siyasi oluşumlarından pek çok örnek var. Suat Derviş’in hayatına girmiş insanların da tanıklıklarının yer aldığı kitap, Türkiye’deki sol hareketinin de güzel bir özeti.

İkinci kitap, daha çok roman tadında. Osman Balcıgil’den İpek Sabahlık. Gazetecinin, siyasetten daha çok, yazar kimliğine odaklanmış romanda, Suat Derviş’in ailesi de konu ediliyor. Yazarın hem Avrupa hem de Türkiye’deki hayatından kesitler veren eser, okuması kolay ve çok keyiflisuat dervis ipek sabahlik

Lozan Antlaşması ve Rumine Sarayı

Her 2 kitapta yer alan mekanların bir çoğu ya 2. Dünya Savaşında yok olmuş, ya da şehircilikten bir haber lümpen politikacılarımızın sayesinde yerle bir edilmiş.

Palais Rumine, yapıldığı günden bu yana dimdik ayakta. Bir karış toprağının her metrekaresini koruyan, her olaydan bir hikaye yaratan, her tarihi binayı en güzel şekilde koruyan İsviçre’nin Lozan kentindeki Rumine Sarayındaki Aula Salonunda 97 yıl önce Lozan Antlaşması imzalanıyor. Yurtdışına giden ilk Türk Kadın Gazeteci olan Suat Derviş, işte bu salonda izlediği konferansın sonuçlarını Türkiye’ye ileten ilk gazeteci.lozan antlasmasi

Türkiye için öneminin yanı sıra, 1. Dünya Savaşından sonra son barış antlaşması olarak tarihe geçen konferansın gerçekleştiği ve imzaların atıldığı masa, 2008 yılında, İsviçre Konfederasyonu Başkanı tarafından, Türkiye Başbakanına hediye edilmiş. Şu anda nerede olduğunun kayıtlarını bulamadım. Bilen varsa ve paylaşırsa çok sevinirim.rimune sarayi aula salonu lozan

19. yy’ın sonunda inşaa edilmiş olan Rumine Sarayı, rus aristokrat Gabriel Rumine tarafından 1,500,000 Frank bağışlanarak yapılmış. İmzaların atıldığı Aula Salonu, duvarlarındaki resimlerle adeta bir müze. Rumine Sarayı, bugün, içinde 3 müze ve 1 kütüphanesiyle halka açık.

rumine sarayi

Türkiye’nin ilk kadın gazetecilerinden, ilk basın sendikası başkanı, ilk Türk Kadın romancılarından, ilk Türk kadın yurtdışı muhabiri, Babıali’nin Efsane güzeli Suat Derviş, belki bugün tarihin tozlu yapraklarının arasında hoş bir sayfa ama hayatı ve yaşadıkları ve Türkiye’de entelektüel olmanın acısını çokça çekmiş bir isim.

Kadın cinayetlerinin her geçen gün normalleştirildiği, kimi kendini bilmezlerin suçu kadına yüklemeye çalıştığı, yozlaşmanın nirvanasını yaşadığımız bu günlerde, geriye baktığımızda, kadının çektikleri aslında hiç mi hiç değişmemiş.

Kadının sadece adının değil, varlığının da saygı göreceği günler umuduyla…

164 defa okundu.

Comments (0)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

× Nasıl Yardımcı Olabilirim?