Gezgin Cadı

VOUGEOT, NUIT ST GEORGES ve BEAUNE “Büyük Şarapların Yolu” nda tadım keyfi & damak zevki

VOUGEOT, NUIT ST GEORGES ve BEAUNE “Büyük Şarapların Yolu” nda tadım keyfi & damak zevki

Dijon’dan sabah saatlerinde hareket ederek, şarap literatürüne “La Route Des Grands Crus” ye (Büyük Şarapların Yolu) olarak geçen tadım hattına başladık. “Cote d’Or” yani “Altın Yamaçlar” diye bilinen bölgede yer alan bu hat için Dijon – Beaune arası D974 numaralı ulusal yolu takip ederek ilk durağımız olan VOUGEOT’ya vardık.

(Önemli hatırlatma: Cote d’Or (Altın Yamaçlar), “Cote de Nuits” ve “Cote De Beaune” adındaki iki şahane bölgenin birleşimi. Yani adının içindeki altın, boşu boşuna değil, zira Cotes De Nuits, tüm dünyada kırmızı şaraplarıyla Cotes De Beaune ise beyazları ile meşhur!)

Bin yıllık tarihe sahip Burgonya bölgesinin bu minik kasabası Clos de Vougeot şatosu ile ünlü.

IMG_1215

1944 yılından bu yana şarap üretimi yapılmıyor olsa da Les Chevaliers du Tastevin’in (Şarap Kasesi Şövalyeleri) merkezi olan şatonun içinde Ortaçağ’da şarabın nasıl üretildiğini anlatan bir de müze var.

IMG_8596

Senenin belirli dönemlerinde bir araya gelen şövalyeler, şatonun eskiden keşişlerin mahzeni olan kısmında, bugün 250 kişilik bir jüriyle Burgonya şaraplarını tadıp, derece ve ödül vermekteler.  Bu mahzenin kuzey kapısı o kadar geniş ki devasa meşe fıçıları yuvarlayarak, duvarları inanılmaz kalın olan bu mahzene sokan keşişler, bölgenin en nadide şaraplarını üretmişler.

IMG_1214

Vougeot şatosundaki turum sonrası, direksiyonu bu sefer de Burgonya bölgesinin en önemli üzümlerinden Pinot Noir’ın ana vatanı sayılan NUITS ST. GEORGES’a çevirdim.

Burgonya bölgesi ağırlıklı olarak (hatta neredeyse tamamı) beyaz şarap üzümleri ile ünlü ancak başta Nuits St. Georges olmak üzere, Gevrey Chambertin, Morey St. Denis, Chambolle Musigny ve Vosne-Romanee Pinot Noir’ları ile kırmızı şarapseverlerin gözdesi.

Bahsettiğim bu köyler esasında içinde bir köy kilisesi, market, café, restaurant ve bir de mezarlığın bulunduğu en fazla 500 kişinin oturduğu köyler. Bu nedenle mola yeri olarak kendimize Nuits St. Georges’u seçtik.

IMG_1217

Burgonya bölgesinin en önemli mahsullerinden Frenk üzümünün de büyük bir bölümünün yetiştiği Nuits St. Georges, 6 bin kişilik bir kasaba. Halkın tamamına yakınının ziraatle uğraştığı köy, mimari açıdan öyle ahım şahım değil ama neredeyse her köşe başında yer alan şarap dükkanları, tadım seansları bir şahane…

IMG_1218

Kasabanın en önemli şarap mahzenlerinden Les Caves Du Palais’de nefis bir tadım yaptım.

IMG_1229

Şarap tadımının belirli bir sırası vardır. En basitinden en komplikesine doğru tadım yapılır. Les Caves du Palais’de dört tane kırmızı: 2014 rekoltesi Nuits St. Georges teruarından Domaine Du Palais Les Hauts Pruliers, ardından 2013 rekoltesi özel üretim Michel Saban, yine Domaine Du Palais’den bu sefer 2014 rekoltesi Coeur De Lion Aloxe Corton ve son olarak da bölgenin en önemli şaraplarından Vosne Romanee şaraplarını tattım.

IMG_1228

Bu dört şaheser arasında tercihim, giriş yemeklerine güzel eşlik edeceğine inandığım hafiflikteki Nuits St. Georges ile, dolgun gövdesiyle ana yemekler için ideal olacak Aloxe Corton oldu. Prensip olarak fiyat vermiyorum ancak bu şarapları ülkemizdeki satış fiyatından dörtte bir ucuza alabileceğinizi garanti ederim.

Yaklaşık yarım saat süren tadım keyfimizden sonra, Burgonya bölgesine yapılan tüm turların ana merkezi olan BEAUNE kasabasına doğru yola çıktık.

IMG_1459

23 bin nüfuslu bu kasaba ismini, Asteriks’in Tanrısı Belenos’tan almış. Şarabın testi yerine meşe fıçılarda bekletilmesi geleneği de, Beaune’un gastronomi dünyasına bir armağanı ama esas ününü, Fransa’nın en çok gezilen tarihi mekanlarından biri olan Hospices De Beaune’a  (Beaune Düşkünler Yurdu) ev sahipliği yapmasına borçlu. Öğle yemeği öncesi ilk durağımız, seyahatimizin son oteli olan ve kasabanın 2 km. dışında muhteşem bir bahçe içindeki şatodan devşirme otelimiz Chateau de Challenges oldu.

IMG_1247

IMG_1233

Tüm odaları suit şeklinde tasarlanmış otelimize yerleştikten sonra, öğle yemeği için kasabaya tekrar döndük. Beaune tarihi bir yer olduğu için merkezde park etmek sıkıntı yaratabiliyor. Belediye, merkeze yürüyüşle 5 dk. mesafede otoparklar yapmış ki, yollar yayalara kalsın diye. İyi ki de yapmış. Biz de arabamızı bu parklardan birine bırakarak, kısacık bir yürüyüşle merkeze vardık. Akşam yemeğimiz için ismini daha önceden duyduğum La Caveau Des Arches’da rezervasyon yaptırdığımdan, öğle yemeğimizi hafif geçirmek için tipik bir Fransız bistrosu olan La Concorde’da aldık.

IMG_1234

Artık Türkiye’de de uygulanmaya başlanan şu günün mönüsü konseptine bayılıyorum. Fransa’da en ünlü mekanın bile özellikle öğle yemekleri için daha hesaplı mönüleri var. Böylece çalışan kesim, yemeğini rahatça yiyebiliyor, işletme de hızlıca servis verebiliyor. Biz de La Concorde’da öğle yemeğimizi, çevirme Bress tavuğu, vinegret soslu salatası ve çıtır çıtır patates kızartması ile geçiştirdik.

IMG_1235

Bu arada “neden restaurant fotosunda kimse yok” derseniz, Fransızlar fotoğraflarının çekilmesi konusuna biraz takıklar, malum özel hayat! Karıma, kocama yakalanmayayım muhabbeti! O yüzden mekanın ikinci katında çekim yaptım.

Öğle yemeğimizin ardından sıra önemli bir konuya geldi! Hospice’le kültür turu mu yoksa yine bir degüstasyon keyfi mi? Kazanan hem kültür hem şarap oldu. Nasıl mı? Tabii ki

13.yy.’dan kalma bir manastırın içinde yer alan 1780 yılında kurulmuş ve Burgonya’nın en büyük kavlarından bir tanesi olan Patriarche Pere et Fils’de tadım yaparak.

IMG_1428

İçinde şarap müzesinin de yer aldığı ve alt katında yüzbinlerce evet yüzbinlerce şişenin dinlendiği bu kav, benim ömrümde gördüğüm en muhteşem kavlardan bir tanesi.

IMG_1429

IMG_1434

Girişte size bir tadım kasesi ve alışveriş sepeti veriliyor. Daha sonra, yer altına iniyorsunuz. Kemerli galerilerin ve devasa fıçıların arasından yürüyerek, degüstasyon kısmına geçiyorsunuz.

IMG_1436

Burada eski meşe fıçılar masa olarak kullanılıyor. Üzerlerindeki şarapları kasenize dökerek tadıyor, beğendiklerinizi hemen masanın arkasında yer alan raftan sepetinize atabiliyorsunuz.

Tabii ki degüstasyon hattı en basit şaraptan en rafine şaraba doğru bir yükseliş çiziyor.

IMG_1437

Her teruarın sınıflandırıldığı bu mahzende ben 27 tane farklı şarap denedim. Bu şarapları merak edenler Instagram hesabımdan görebilirler. Cadı Instagram

IMG_1439

Bu 27 şarap, haricinde, bir de klasik ziyaretçilere açık olmayan bölümler var mahzende. Burası prive kısımlarda yer alan şaraplar pek tabii ki normal tadım hattında yer alan şaraplardan çok daha önemli şişeler.

IMG_1440

Her zamanki gibi yine dört ayağımın üzerine düştüğümden, randevusu gelmemiş bir sommelier ile yaptığım kısa sohbet sonunda, bizi bu özel salonlarda tadım yapmaya davet etti. ( iki tane sepetin lebalep dolu olmasının da etkisi yok diyemem!)

IMG_1244

Bu tadım esnasında, özellikle Hospices de Beaune’a gelir getirmek amacıyla üretilmeye başlanmış ancak daha sonra, bölgenin medar-ı iftiharı olmuş olan 2012 rekoltesi Beaune teruarından Nicolas Rolin özel küve ve 2010 rekoltesi Pommard teruarından Dame de La Charite en beğendiklerimden oldu. Bu şişelerin yanı sıra, alışveriş sepetimde tabii ki bir Chablis birer Cru, Gevrey Chambertin,  Mersault ve Puligny Montrachet de yer aldı. Tatması ve alması bir keyif ama Türkiye’ye getirmesi ayrı bir eziyet olacak diye kara kara düşünmeye başlamışken, bizi iyiden iyiye sevmiş sommeliermiz, şimdiye kadar hiç görmediğim şarap bavulu ile karşımda beliriverdi. İçine 12 tane şarabın girdiği bu bavulcuğu da kaparak, üç saate yakın süren degüstasyon turumuzu bitirmek üzere yukarı çıktık.

Meğer tur bitmiş de tadım bitmemiş. Bu sefer de bölgenin bir diğer ünlü ürünü Crème de Cassis (frenk üzümüyle yapılan alkollü bir içecek) ve Marc de Bourgogne’u (bir tür dijestif) tattık. Tat olarak benim damak zevkime göre değil ancak Fransa’nın en sevilen aperitifi Kirsh Imperial’in baş rol oyuncusu olan Crème de Cassis ile tatlı severler için harika kokteyller hazırlayabilirsiniz.

IMG_1245

Öğleden sonra gün ışığında girdiğimiz mahzenden çıktığımızda hava kararmıştı. Otelimize dönerek, akşam yemeğimiz için hazırlandık ve heyecanla Le Caveau des Arches için kasabaya geri döndük.

IMG_1442

Dışardan baktığınızda hiç bir özelliği yokmuş gibi gözüken Le Caveau des Arches’da artık Burgonya’da iyi şeylerin yer altında saklandığına hoş bir örnekmişçesine, yerin bir kat altında konuşlanmış.

IMG_8995

Hafta içi olmasına rağmen, rezevasyonsuz yer bulmanın mümkün olmadığı Le Caveau Des Arches’da antre olarak tadımlık frenk soğanlı kremalı somon marine aldık.

IMG_1453 IMG_1452

Ardından Filet de Perchettes Meunieres Gratin Dauphinois (Graten patatesli tereyağ sosunda tatlısu levreği), Risoto de Noix de Saint Jacques aux copeaux de parmesan (parmesanlı Noix de St. Jacques risotto), ve Filet de Boeuf grille & Asperges Blanches (Beyaz kuşkonmazlı ızgara sığır bonfile) ana yemek tercihimiz oldu.

IMG_1454

2012 rekoltesi, Chablis Premier Cru klasmanından Montmains teruarı William Fevre beyaz şarabımızla keyif yaptığımız akşam yemeğimizi Carpaccio de Fraises Gariguette Sorbet Verveine (Mine çiçeği sorbeli çilek karpaçyo), Moelleux au chocolat blanc Glace au chocolat (çikolata dondurmalı beyaz çikolatalı kek), Orman meyveli dondurma ve lokal peynirlerin yer aldığı arabadan hazırlattığımız peynir tabağı ile son buldu.

IMG_1457 IMG_1456

Türkiye’deki benzer restaurantlarla karşılaştırdığımızda, damak zevki ve sunum olarak kat be kat daha iyi olan Le Caveau Des Arches’da ödediğimiz hesap, ülkemizdeki fiyatlara nazaran yüzde 10 daha azdı.

Burgonya turumuz sonuna doğru yaklaşırken, hem 1000 km. direksiyon sallamanın, hem de iki şarap tadımı ve iki yemek sonrası hissettiğim rehavetle gecemizi erken sonlandıralım deyip, minik şato otelimize geri döndük.

Küçük bir not: Burgonya seyahatinin özeti ve yapılacaklar listesi haftaya blogda ….

4736 defa okundu.

Comments (0)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

× Nasıl Yardımcı Olabilirim?